 |
|
Eğitim Yayıncılığı ve Kaynak Kitaplar
20.12.2006 09:22:04
Ülkemizde kitaba ilginin az, kitap okuma oranının çok düşük olduğu biliniyor. Satın alma gücünün yetersizliği, okuma kültürünün yerleşmemiş olması yanında, zaman zaman kitabın suça teşvik edici bir unsur gibi gösterilmesi, kitabı gündemin arka sıralarına itmiştir. Ayrıca öteden beri devlet, kendi yurttaşlarının okuyan bireyler olmasını değil sadece okur-yazar olmasını öngören politikalar izlemiştir. Sonuç olarak bugün durum şudur: Türkiye’de okuma yazma yüzde 90 nın üzerinde olduğu ifade ediliyor. Ama okur oranı çok düşüktür. Yılda ortalama 10 kişi 7 kitap satın alıp okumaktadır. Kişi başına yıllık okunan kitap sayısı 0,7’dir. Bu rakam Alamanya’da 8, İskandinav ülkelerinde 11-12’dir. Yaklaşık Türkiye’nin 15 katı. Okur-yazar toplumdan “okuyan” topluma geçebilmek için gençlerimize “okuma alışkanlığı” kazandırmalıyız. Okuma alışkanlığının kazandırılabileceği en uygun ortam ilköğretim çağıdır. Liseli yaşlarda kazandırılan okuma alışkanlığı pekiştirilir. Yeni Öğretim Programları ve Kaynak Kitaplar 2003 yılında ilköğretimde, 2005 yılında da ortaöğretimde temel derslerin programları değişti. Yeni programlar öğrenci merkezli öğrenmeyi temel alan, çoklu zeka uygulamalarına yer veren yapılandırmacı bir yaklaşımı öngörmektedir. İlköğretim Türkçe ders programının “Programın Yapısı” başlığı altında: ezbercilikten uzak, düşünen, okuyan, okuduğunu anlayan ve yorumlayabilen, araştıran, sorgulayan, eleştirel düşünen, bilgiye ulaşabilen bireyler yetiştirmeyi hedefler ifadesi yer almaktadır. Ayrıca ders programlarının tümü öğrencilerin araştırmaya dayalı okul dışı etkinlikler, ödevler ve projeler hazırlamasını gerekli görür. Öğrencilerin bu çalışmaları başarıyla yapabilmesi için kaynak kitaplara ve yardımcı ders kitaplarına her zamankinden daha çok gereksinimi vardır. Programların hedeflerine ulaşabilmesi de öğrencinin her türlü kaynağa kolayca ulaşabilmesi ile yakından ilişkilidir. Okul kütüphanelerinin yetersizliği bilinmektedir. Buna rağmen MEB taşra yetkilileri okullara yazılar gönderip öğretmenlerin öğrencilere kitap önermesini yasaklamaktadır. Bu yasakçı genelgelerle ilgili Danıştay’ın “yürütmeyi durdurma” kararı olduğu halde yasakçı uygulamalar devam etmektedir. Ders Kitapları ve Eğitim Araçları Yönetmeliği’nin 4. maddesinde eğitim aracının tanımı “ders kitabı dışında kalan ve öğretim programlarını destekleyen, derslerin öğretiminde yararlanılan basılı eserler, film, slayt, video kaseti, disket, CD, yer küre, harita, atlas ve benzeri araçlar” biçiminde yapılmaktadır. Aynı yönetmeliğin 31. maddesi ise ders kitapları dışında kalan diğer kitap ve eğitim araçlarını seçme yetkisini ve sorumluluğunu öğretmene bırakmıştır. İlgili yönetmeliğin sonunda “Eğitim Aracı Seçme ve Değerlendirme Formu” verilmiştir. Öğretmenler eğitim aracını bu formdaki kriterlere göre belirler. Sonuç olarak yönetmelik, kaynak kitap ve eğitim aracı seçme yetkisini öğretmene vermiştir. Talim ve Terbiye Kurulu yardımcı kaynaklarla programların desteklenmesini tavsiye ediyor. Ne yazık ki, Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı’nın hazırladığı ders programlarının ve Yönetmeliklerin uygulanması konusunda MEB’in diğer bazı birimleri farklı düşünüyor. Talim ve Terbiye Kurulu ile aynı görüşleri paylaşmadıkları görülüyor. Ders kitaplarında forma sayısı sınırlıdır. O nedenle, programın istediği tüm etkinliklere ve problemlere ders kitabında yer verme olanağı yoktur. Gereksinim duyduğunda öğretmen kaynak kitaba yönelecektir. Sektörümüzde pek çok yayıncı, değişen programlar doğrultusunda kaynak kitap ve eğitim aracı hazırlamıştır. Bu kaynaklar dağıtımcı ve kitapçı kanalı ile öğretmene ve öğrenciye ulaştırılıyor. Öğretmenler, yeni programların hedefine ulaşması amacıyla gereksinim duyduğu eğitim araçlarını yasaklar nedeniyle kullanamaz duruma düşmüşlerdir. Ancak yayıncılar tarafından kendilerine gönderilen örnekleri fotokopi ile çoğaltma yolunu seçmişlerdir. Öğretmenler çaresizlikten bu sakıncalı yola başvurmuşlardır. Fotokopi İle Çoğaltmanın Önemli Sakıncaları 1.5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasının 22. maddesine göre suç teşkil etmektedir. Hem para cezası hem de hapis cezası vardır. (Korsan suçlar arasındadır.) 2.Sektörün bu alanda yaptı toplam yüzbin dolarlık yatırımın önemli bir bölümü boşa gitmektedir. Geri dönüşü olmayan yatırımların sektörde sıkıntılar yaratması kaçınılmazdır. 3.Öğrenciler çok sayıda orijinal renkli örneği bir arada görüp yararlanmak yerine sınırlı sayıda siyah-beyaz fotokopiyle yetinmek zorunda kalacaktır. 4.Fotokopi yoluyla çoğaltma işi gençlerimiz için kötü örnek olacaktır. Yasal olmayan bir uyarıyı kendi okulunda gördüğü için, ileri de kendisi de uygulayabilecektir. Gençlerimizi, üyesi olmaya çalıştığımız AB ülkelerindeki yaşıtları gibi hazırlayıp, onlarla gireceği yarışta başarılı olabilecekleri bireyler olarak yetiştirmeliyiz. Bu hedefe ulaşabilmek için öğrencilerimize donanımlı hale getirmeliyiz. Yanlış politikalar sonucu kitap yayıncıları, hiçbir dönemde olmadığı ölçüde ekonomik sıkıntı yaşıyor. Kaynak kitaplarda ki yasakçı uygulamalar sonucu sektördeki kan kaybının devam edeceği anlaşılıyor. Bakalım AB ülkelerinin hiç birinde olmayan bu yasakların uygulanmasına son verilecek mi? Sektör yaşadığı bu dar boğazdan çıkabilecek mi? Niyazi Şimşek Dünya Kitap, yıl 16, sayı 182, 1 Aralık 2006 Cuma
|
Okunma Sayısı : 1054
|
|